Skip to content
AKIL DEFTERİM
  • Ön Sayfa
  • Yazılar Sayfası
  • İletişim
  • Ben Kimim?
  • Search Icon

AKIL DEFTERİM

Sanal dünyadaki mekânım

İhanetin Simyası-Bölüm2

İhanetin Simyası-Bölüm2

13 Şubat 2026 Nedim KATAL Comments 8 comments

(Birinci bölümün devamı..)

  • İran Şahı Muhammed Rızâ Pehlevi’nin 1979’daki devrilmesinin nedenleri, dinî liderler, tüccarlar, sol hareketler, orta sınıf, ekonomik krizler ve uluslararası desteğin çekilmesi gibi çok boyutludur. Ancak, monarşistlerin “ihanet” olarak gördüğü en belirgin isim ise Şahpur Bahtiyar dir. Şah’ın son başbakanıydı. Şah ülkeyi terk etmeden hemen önce onu hükümetin başına getirdi. Ancak Bahtiyar, Humeyni’nin dönüşüne izin verdi ve monarşiyi savunmak yerine geçiş hükümeti rolünü üstlendi.
  • Enver Sedat’ın İsrail ile yaptığı anlaşma nedeniyle öldürülmesi: 1971 de iktidara geçen Enver Sedat, selefi Nasır’dan farklı bir politika izlemeye başladı. A.B.D. ile ilişkilerini geliştirmeye başladı. 1973 de Sina da Mısır İsrail’le savaşından sonra özellikle Henry Kissinger’ın çabaları ile Camp David de , 17 Eylül 1978’de ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuğunda, Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma 1979’da Mısır–İsrail Barış Antlaşmasına dönüştü. İsrail, 1967’den beri işgal ettiği Sina Yarımadası’nı Mısır’a iade etti. Bunun karşılığında Mısır, İsrail’i resmen tanıyan ilk Arap devleti oldu. Bu Arap devletleri içerisinde Filistin’e ihanet olarak yorumlandı. Mısır, Arap Birliği’nden geçici olarak çıkarıldı. 1981 de Mısır İslami Cihad örgütü tarafından suikasta uğramasında bu anlaşmanın etkisi büyüktür.
  • Halepçe Saldırısı (16 Mart 1988): Saddam Hüseyin’in emriyle başlatılan Halepçe katliamının arkasında, İran‑Irak Savaşında İran’la iş birliği yapan Kürtlerin cezalandırılması yatıyordu. Saldırı, Baas rejiminin Kürtlere yönelik geniş kapsamlı Anfal soykırım kampanyasının bir parçasıydı. İran ordusu ile hareket eden Kürt Peşmerge güçleri, Irak’ın kuzeyinde Bağdat için ciddi bir tehdit oluşturuyordu. Saddam Hüseyin’e göre bu bir ihanetti. Saddam yönetimi, Halepçe’yi kimyasal silahlarla vurarak hem İran’ın ilerleyişini durdurmayı hem de bölgedeki direnişi kırmayı hedefledi. Böylece ihaneti de cezalandırmış oluyordu.
  • Arap Baharı, 2010 sonlarından 2012’ye kadar gelişerek Tunus, Mısır, Libya ve Yemen’de liderleri devirdi; Suriye’yi ise yıkıcı bir savaşa sürükleyerek bölgenin siyasi manzarasını yeniden şekillendirdi.
  • Saddam Hüseyin’de ihanete uğrayacağı ihtimali bir saplantı haline gelmişti. Bu nedenle çevresinde hep kendi kabilesinden güvendiği adamlar vardı.1979 da Baas partisinin tasviyesinde, kendisine komplo kurulduğu gerekçesiyle toplantı esnasında birçok kişiyi tutuklatıp astırdı. Sonunda korktuğu başına geldi. 2003 yılında Körfez harbi sırasında Amerikalılar Irak’ı çok kısa bir süre içerisinde işgal ettiler. Bağdat’ı kuşattıklarında en seçkin birlik olan Cumhuriyet muhafızlarının generalleri çoktan uçağa binmiş Irak’ı terk ediyorlardı. Saddam Hüseyin bir kez daha ihanete uğradı. A.B.D. ordusundan saklanırken bulunduğu yeri, en yakınında olan korumalarının başı Muhammed İbrahim gösterdi.
  • Muammer Kaddafi’nin yakalanması: 2011 yılında önce batılı koalisyon güçleri tarafından başlatılan Libya Harekâtı, daha sonra BM rezolüsyonu ile NATO tarafından üstlenildi. Görünürde sivilleri Kaddafi’den korumak için yapılan bir ambargo ve Hava/Deniz Harekâtı idi. Bunun yanı sıra Libya’daki isyan eden gruplara yardım etmek ve Kaddafi rejimini devirmek de hedeflenmişti. Tabii , harekât bunun çok ötesine gitti. Sonunda Kaddafi yakalanarak korkunç bir şekilde infaz edildi. Kaddafi’nin dış işleri bakanı Moussa Koussa, 2011 de ayaklanma başladığı zaman İngiltere’ye kaçtı. Aslında batı ile ilişkileri çok önceden başlamıştır. Kaddafi’yi Nükleer planından vazgeçirerek batı ve ABD ilişkilerinin iyileştirilmesinin sağlanmasında belirgin bir rolü vardır. 1988 de Lockerbie da uçak düşürülmesi olayında batı hükümetleri ile ilişkilerin normale döndürülmesinde de katkıları vardır. Ancak güç dengeleri değişince ihanet süreci de başladı.
  • FETÖ’nün darbe girişimi : 15 Temmuz 2016 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki FETÖ yapılanmasına bağlı bir grup asker, hükümeti devirmek amacıyla koordineli bir darbe girişimi başlattı. FETÖ yapılanmasının yıllar boyunca devlet kurumlarına sızarak oluşturduğu hücre yapılanması bu girişimin temelini oluşturuyordu. Şüphesiz Türkiye’ye ve Ordusuna çok zarar vermiştir. Bana göre isyana katılanları üç gruba ayırmak mümkün; Fethullah Gülen taraftarları, bu gruba şahsi menfaatleri ve yükselme hırsı nedeniyle yardım edenler ve hiçbir şeyden haberi olmayan sadece emir dinleyen sıradan askerler. Fethullah Gülen’in geçmişteki uluslararası faaliyetleri, ilişkileri ve darbe girişimi sonrasında tarafgirleri ile sığındığı yerler ve mal varlığı göz önüne alındığında hiç de basit olmayan, arkasında organize bir planlama zekâsı ( devlet yapısı) olan bir örgüt olduğu kanaatine varılır.
  • İŞİD lideri Bağdadi’nin yakalanması: 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş esnasında Ebu Muhammed el Colani ( şimdiki Suriye Cumhurbaşkanı El Şara), Bağdadi tarafından Suriye’ye yollanmış burada El-Nusra örgütünü kurmuştu. Ardından yeraltı zenginlikleri çok olan Rakka’yı aldı. 2013 yılında Bağdadi, El Nusra ile birleşerek Irak-Şam İslam Devleti’ni ilan etti. Colani bu birleşmeye itiraz etti. 2014 yılında Bağdadi Suriye’ye girerek halifeliğini ilan etti. 2019 yılında İdlib’de ABD’nin Kayla Mueller adını verdiği bir operasyonla yakalanmak üzereyken, intihar yeleğini patlatarak öldü. İdlib bölgesi Bu sırada HTŞ nin , dolayısı ile Colani’nin kontrolü altındaydı. ABD’nin SDG nin yanı sıra kimleri satın alarak Bağdadi’nin saklandığı yeri bulması konusu örgüt içerisinde bir ihanet olgusuna işaret ediyor.
  • Beşar Esad’ın devrilmesi : Uzun yıllar batının bütün saldırılarına karşı direnen Beşar Esad’ın Suriye’sinde 2024’ün sonuna gelindiğinde dengeler dramatik biçimde değişti. 27 Kasım 2024’te muhalif gruplar “Saldırının Caydırılması Operasyonu” adıyla geniş çaplı bir harekât başlattı. Operasyon, yalnızca 12 gün içinde Halep’ten Şam’a kadar uzanan rejim savunma hatlarını çökertti. 300 bin kişilik rejim ordusunun hafif silahlarla donatılmış birkaç bin muhalif grup silahlı güçleri karşısında bu kadar kolay pes etmesi yine akla içeriden bazı çözülmelerin olabileceğine işaret ediyor. Özellikle Şam’da muhalif güçler bir anda ortalıktan çekildiler.
  • Seyf-ül-İslam’ın suikasta uğraması: Kaddafi’nin 53 yaşındaki oğlu , Seyf-ül-İslam 3 Şubat 2026 da Zintan’da evinde uğradığı suikast ile öldürüldü. Suikastın zamanlaması manidar, zira Paris’te ABD’nin gözetiminde bir araya gelen bölünmüş Libya’nın taraflarından General Hafter’in oğlu Saddam ile Başbakan Dibeybe’nin yeğeni İbrahim görüşmesinden 54 saat sonra suikast gerçekleştirildi. Kameralar devre dışı bırakıldı ve korumalardan sadece bir tanesi evdeydi. Bu suikast la birlikte, hem Seyf-ül-İslam’ın seçime katılması önlendi hem de Libya’nın yeşil hareket temelinde birleşmesi de bir hayal oldu.
  • Bölge halkını kendi çıkarları için kullanan, birbirine düşüren gerek direk çatışmalarla gerekse vekalet savaşları ile bölgede hakimiyet sağlayan yabancı güçler, bölge halkını defalarca kandırmalarına rağmen, yine de bölgenin yerlilerini aynı oyuna getirmeleri manidardır. Yıllardır süren PKK sorunu da bunlardan biridir. Bazı etnik kimliklerin tanınması ile başlayan ve bağımsız bir Kürt devletine kadar uzanması öngörülen bu sorun 1948’lere kadar kimsenin de umurunda değildi. Sadece 1 yıl bir ömürlü Kürt devleti 1nci dünya savasından sonra kurulmuş, ancak İsrail in 1948 de kurulması ve bölgede bir müttefik arayışı batılı devletlerin dikkatini bağımsızlık arayışında olan bu azınlığa çevirmiştir. Günümüzde Demokratik birlik Partisi (PYD) ile koalisyon halinde bulunan Suriye Demokratik güçleri (SDG) nin ortaklaşa kullandıkları silahlı güçler olan YPG ve YPJ ( kadınların oluşturduğu grup) aslında PKK dır. 2014 de IŞİD in Irak’ı işgali ile başlayan süreç , SDG’nin hâkim olduğu bölgeleri de kapsamaya başlayınca, ABD den yardım istedi. Bu yardım havadan destek ve bol miktarda ağır silahları da kapsıyordu. Bu iş birliği daha sonra IŞİD ile savaşan batı destekli bir koalisyona dönüştü. 2015 de başlayan bu süreçte SDG yirmibine yakın kişi kaybetti, hâkim olduğu bölgeyi genişletti. Ahmed es Şara’nın Cumhurbaşkanı olmasından sonra,10 Mart 2025 de, ABD’nin de zorlaması ile ŞARA ve SDG nin lideri Mazlum Kobani bir anlaşma imzaladı ancak bu anlaşma hayata geçemedi. Ancak ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olarak Tom Barrack’ın değimiyle SDG’nin süresi geçmişti (expired). ABD , SDG den Fırat’ın batısından çekilmesini istedi. SDG Kobani ve Haseki haricinde kontrolü altında bulunduğu topraklardan çekildi. Bu da Kürtlerde ABD tarafından satıldıkları kanaatini uyandırdı. Aslında bu tarihin sayısız tekerrüründen ibaretti. Yakın tarihe biraz göz atınca, Kurtuluş savaşında ne ABD ne de İngiliz mandasını kabul etmeyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ne kadar isabetli bir kararla yola çıktığı anlaşılır.
  • SONUÇ: Eminim, burada yer bulamayan, anlatılanlara ilave edeceğimiz bilip bilemediğimiz daha birçok olay vardır. Peki bu topraklarda hainler neden bu kadar bereketli? Bunun cevabını bölgenin kültürel yapısında aramak gerek. Sığ bir kültüre, geleneğe ve eğitime sahip kişilerde şahsi menfaate düşkünlük çok sık görülen bir karakter yapısıdır. Şurası açık ki, yukarıda anlatılalar değişen dünya düzeni içerisinde kendi çıkarını gözetip bağımsızlık edinmeye çabalayan muhtelif oyuncuların hikayeleridir. Bu oyuncular hep vardı ve gelecekte de var olacaklar. Bazıları “ihanetin”, çoğu zaman siyasi bir söylem olduğu, tarihsel bir gerçeklik olmadığı görüşündedirler .Ancak ben tarihçi değilim. Tarihçiler ,“Kime göre ihanet? Hangi bağlamda? Hangi iktidar ilişkisi içinde?” sorularının cevapları ile analizlerini yapadursun, ben bu olayların bölgenin siyasi yapısını nasıl şekillendirdiğine dikkat çekmek için bu yazıyı kaleme aldım. Bazı olayları biraz da ayrıntılı anlatmış olabilirim ama geçmişi çabuk unutuyoruz, bu nedenle bu notları biraz da kendim için hatırlatma notu (Mémoire d’aide) olarak kayıt altına almak istedim.

Tarih

Post navigation

PREVIOUS
İhanetin Simyası- Bölüm 1

8 yorum “İhanetin Simyası-Bölüm2”

  1. Dilek Katal dedi ki:
    13 Şubat 2026, 23:11

    Özellikle 2. Bölüm ve anafikriniz yani “ben bunları hatırlamak için kaleme aldım” söylemi bence en vurgulayıcı cümle olmalı. Çünkü yeni nesil değiştirilen tarihe inanarak yetişiyor. Ne geçmişi ne bugünü biliyor. Yeni nesil bu durumda Atatürk’ün şu sözünü nasıl sağlayacak?
    Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir! Cumhuriyeti biz kurduk; onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.”

    Yanıtla
  2. Nedim dedi ki:
    13 Şubat 2026, 23:18

    Katılıyorum. Teşekkürler

    Yanıtla
  3. Ipek dedi ki:
    14 Şubat 2026, 03:07

    Bu olayları okurken hem toplumların nasıl değiştiğini ve değişebileceğini, hem de bilinmeyen/görülmeyenin ne kadar farklı bir perspektiften nesillere aktarılabileceğini düşündüm. Bu nedenle aslında bu tarih notlarını çok kıymetli buluyorum.

    Öncelikle, anlatılanları akıcı ve yalın bir ifadeyle okumak çok güzeldi. Sadakat belki çoğumuz için temel bir değer, ancak görüyoruz ki bazıları ise bu değeri faydalar varlığına bağlı bir şekilde anlamlandırıyor. Bunu bilmek önemli diye düşünüyorum, ve bu yazı ile hatırlamış oluyoruz. Keyifle okudum!

    Yanıtla
    1. adminkatal dedi ki:
      14 Şubat 2026, 09:48

      Teşekkür ediyorum kızım. Beni çok mutlu ettin.

      Yanıtla
    2. Fatma Nilgün Katal dedi ki:
      14 Şubat 2026, 19:58

      Harika bilgiler öğrendim, keyifle okudum. Gençlerimizin de bunları mutlaka bilmesi lazım, bilgine ve emeğine sağlık…

      Yanıtla
      1. Nedim KATAL dedi ki:
        14 Şubat 2026, 20:13

        Tesekkur ederim annecigim. Bizi yetistirdigin icin senin omrune saglik..

        Yanıtla
  4. Canan Katal dedi ki:
    14 Şubat 2026, 10:31

    Okurken çok keyif aldım , tarih bilgilerim canlandı , olayların sebebini hiç böyle düşünmemiştim ama ihanetin nelere sebep olduğu o kadar net ve sade anlatılmış ki …Bence devamı gelmeli …Eline , kalemine sağlık…

    Yanıtla
    1. Nedim dedi ki:
      14 Şubat 2026, 20:17

      Tesekkur ederim sevgili Canan

      Yanıtla

adminkatal için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yayınlanan Yazılar

  • İhanetin Simyası-Bölüm2
  • İhanetin Simyası- Bölüm 1
  • Zaman Bilmecesi
  • Kolonizasyon
  • Etkileme Operasyonu – Üçüncü bölüm

Yapılan Yorumlar

  1. Nedim - İhanetin Simyası-Bölüm2
  2. Nedim KATAL - İhanetin Simyası-Bölüm2
  3. Fatma Nilgün Katal - İhanetin Simyası-Bölüm2
  4. Canan Katal - İhanetin Simyası-Bölüm2
  5. adminkatal - İhanetin Simyası-Bölüm2

Arşiv

  • Şubat 2026
  • Eylül 2025
  • Ocak 2025
  • Ekim 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024

Kategoriler

  • Kişisel Gelişim
  • Siber Güvenlik
  • Tarih
  • Yapay Zeka
© 2026   kahraman nedim katal