Skip to content
AKIL DEFTERİM
  • Ön Sayfa
  • Yazılar Sayfası
  • İletişim
  • Ben Kimim?
  • Search Icon

AKIL DEFTERİM

Sanal dünyadaki mekânım

İhanetin Simyası- Bölüm 1

İhanetin Simyası- Bölüm 1

13 Şubat 2026 Nedim KATAL Comments 2 comments

Merhaba,
Son zamanlarda bölgemizde gelişen olaylarda bir faktör önemli bir rol oynuyor. Bu faktör sadece hadiseleri hızlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni aktörlerin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu faktörün adı “İhanet” dir. İhanet tarihinin uzun bir geçmişi var ve hemen hemen her uygarlıkta görülmekte. Gılgamış, Tanrı İştar’ın evlilik teklifini İştar’ın sadakatsiz olması nedeniyle reddeder. Yunan mitolojisi de ihanetlerle doludur, Zeus dostlarını ve sevgililerini defalarca aldatmıştır. En eski din kitaplarında Habil ile Kabil’in hikayesinde, Yahuda İskaryot’un, İsa peygamberi ihbar etmesinin ardında hep ihanet vardır. Julius Sezar’a senatörleri ihanet etmiş, ancak hançeri hiç beklemediği bir kişiden yiyince, kendisinin söylediğine inanılan “Sen de mi Brütüs – Et tu Brute” deyişi, ihanetin ölümsüz bir hatırlatıcısı olmuştur. Birçok edebi eserde ihanet konusu işlenmiştir. Tarih ihanet yüzünden kaybedilen savaşlar, çift taraflı casuslar, ihanet nedeniyle bozulan anlaşmalarla doludur.
Eski ve yeni Ortadoğu toplumlarında sadakat (vefa) temel bir değerdir. Vefa; aileye, kabileye, hükümdara ve Tanrı’ya bir borçtur. Bir lidere veya ahde ihanet etmek, ilahi düzene de ihanet etmek anlamına gelebilir ki bu nedenle ihanet, bireyselin çok ötesinde ahlaki, toplumsal ve manevi bir ağırlık taşır.
İhanet kişilerin birbirine olan sadakatsizlik sınırının çok ötesinde çıkmış, kurumsal hale gelmiş ve stratejik bir güç haline dönüşmüştür. İhanet varlığını, güven ve korkunun, çıkar ve sadakatin, hayatta kalma ve ahlakın kesiştiği yerden alır. Bu anlamda sadece bir eylem değil, değer yargılarının kırılmasıdır. İhanet, zamana yayılan bir süreçtir. İlk başta güven vardır. Daha sonra gücün sahibinde ve arzularda değişimler olur. Artık sadakat pahalıya mal olmaktadır. Sadık kalmakla kaybedilenler ihaneti haklı kılmaya başlar ve bunun sonucunda da ilişkiler ve tarih yeniden şekillenir. İhanetin tarihine bakınca, “Güven” in insanlığın en değerli yanlarından biri olduğunu hatırlıyoruz. Güvenebileceğiniz birinin olması sizin için çok değerli bir hazinedir.
Konu çok geniş bir yelpazede, çok yönlü olarak ele alınabilir. ancak ben bu yazımda; bizim coğrafyamızda etkileri olan Kuzey Afrika, Batı Asya, Orta Doğu, Afrika burnu ve Hint okyanusu bölgelerine dağılmış yaklaşık 13 milyon km2 üzerinde bulunan coğrafyanın şekillenmesine ihanetin başat etkisini ele alacağım. Zira özellikle politik ihanetler yakın zamanda bu bölgede köklü değişiklilere neden oldu.
Şimdi kronolojik bir sırayla bu bölgenin siyasi yapısına şekil veren başlıca ihanet sayılabilecek olaylara bir göz atalım.

  • Altın buzağı vakası (M.Ö. 1250-1300): Hz. Musa, Sina/Tûr Dağı’na kırk gün boyunca vahiy almak için çıkar. Bu süre uzayınca İsrailoğulları, Musa’nın geri dönmeyeceğini düşünerek bir put yapılmasını ister. Kur’an’a göre ise Samiri adlı biri altınları eritip böğüren bir buzağı heykeli yapar. Halkın bir kısmı bu heykele “Bizi Mısır’dan çıkaran ilah budur” diyerek tapınmaya başlar. İsrail oğulları sözünde durmayıp, Musa peygambere ihanet etmiştir. Musa döndüğünde kavmini uyarır, putu yok eder ve onları tövbeye çağırır. Altın Buzağı olayı, insanın sabırsızlığı ve kolayca yön değiştirebilme eğilimini anlatan güçlü bir dini semboldür
  • Yahuda İskaryot olayı (M.S. 30): Yahuda İskaryot, İsa’nın seçtiği 12 havariden biridir ve grubun mali işlerinden sorumlu kişidir. İncil’e göre, İsa’yı tutuklamak isteyen Yahudi din adamlarıyla 30 gümüş para karşılığında anlaşır. Yahuda İskaryot, Romalı askerleri İsa’nın bulunduğu yere götürür. İsa’yı tanımaları için “Öptüğüm kişi odur” diyerek bir işaret verir. Bu öpücük, tarihte “ihanet öpücüğü-osculum proditionis” olarak anılır. Bu işaretle askerler İsa’yı tutuklar ve böylece çarmıha giden süreç başlar.
  • Peygamber Muhammed’e (s.a.v.) yönelik ihanetler ( M.S. 610 -622) : hem Mekke döneminde hem Medine döneminde farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır. Bu ihanetler çoğu zaman siyasi, toplumsal ve dini sebeplerle gerçekleşmiş ve İslam toplumunun şekillenmesinde önemli etkiler bırakmıştır. Uhud Savaşı’nda Abdullah bin Übeyy’in ordunun üçte birini geri çekmesi, Mescid-i Dırar olayı (Münafıkların Peygamber’e karşı gizli bir merkez kurma girişimi), Beni Kaynuka (Müslümanlara karşı düşmanca tavır aldılar, anlaşmayı ihlal ettiler), Beni Nadir (Peygamber’e suikast girişiminde bulundular), Beni Kurayza (Hendek Savaşı sırasında düşmanla iş birliği yaparak Medine’yi içeriden teslim etmeye kalktılar), Yahudi kabilelerin sözünden dönmeleri, bazı Arap kabilelerinin sözünde durmaması neticesinde Reci ve Bi’r-i Maûne olaylarında Müslüman öğretmenler tuzağa düşürülerek öldürülmesi bu döneme ait ihanetlere örnek gösterilebilir. Sonuç olarak, Peygamber Muhammed’e yapılan ihanetler; siyasi çıkarlar, kabile rekabeti, dini otoriteyi kaybetme korkusu, toplumsal güç dengeleri gibi sebeplerle ortaya çıkmış ve İslam toplumunun şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.
  • İslam Tarihinde Diğer Siyasi İhanetler: Halife Osman’a yapılan suikast (M.S. 656). Bu dönemde üç ayrı bölgeden muhalif gruplar, Medine’ye ulaşarak Halife Osman’ın evini kuşattılar. Osman oruçlu ve Kur’an okurken evine giren saldırganlar tarafından öldürüldü. Bu olay, İslam tarihinde “Fitne Dönemi” olarak bilinen iç savaşların başlangıcı kabul edilir. Hz. Ali ile Muaviye arasındaki savaş, İslam tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olan Sıffîn Savaşı’dır (657). Bu savaşta her iki taraf birbirini İslam’a ihanet ile suçladı ve bu savaş İslam dünyasında Sünni -Şii ayrımına sebep oldu. Kerbela Olayı (M.S. 680) bugün bile İslam dünyasını şekillendirmeye devam eder. Muaviye, ölmeden önce oğlu Yezid’i halife ilan etti. Bu durum, halifeliğin saltanata dönüşmesi olarak görüldü ve Hz. Hüseyin başta olmak üzere birçok sahabe ailesi tarafından kabul edilmedi. Kûfeliler, Hüseyin’i davet ederek ona biat edeceklerini söylediler; fakat Hüseyin Kerbela’ya vardığında Kûfe halkı baskı altında sözünden döndü. Emevî ordusu Hüseyin’in yolunu kesti, suya erişimini engelledi ve kuşatma günlerce sürdü. Hz. Hüseyin ve beraberindeki küçük grup Emevî Halifesi Yezid’in ordusu tarafından Kerbela’da kuşatıldı ve öldürüldü. İslam tarihinin en sarsıcı ve en belirleyici dönüm noktalarından biridir.
  • Osmanlı Dönemi (M.S.1299 -1922): Resmi adıyla Devlet-i Aliye-i Osmaniye de 623 yıllık ömrü boyunca siyasi çekişmeler, dış güçlerin etkisi, merkez‑taşra gerilimleri ve milliyetçilik akımları gibi faktörler farklı türde ihanet vakalarını ortaya çıkarmıştır. Tanzimat döneminde dış güçlerle yakın ilişkileri ve rüşvet iddiaları, Osmanlı’nın toprak kayıplarına ve iç zafiyetine yol açan etkenler arasında sayılır. İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisindeki bazı üyelerin dış güçlerle ilişkileri, özellikle I. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında devletin kaderini etkileyen kararların tartışmalı hale gelmesine neden oldu. 1402 de yapılan Ankara savaşında, Yıldırım Bayezid’in ordusundaki Tatar kuvvetlerinin savaş sırasında taraf değiştirmesi, Osmanlı’nın yenilmesine ve Fetret Devri’nin başlamasına neden oldu. Osmanlı’daki ihanetlerin çoğu, devletin zayıfladığı dönemlerde yoğunlaşmıştır.
  • Birinci Dünya Savaşı Arap ayaklanması (1916): Mekke emiri Şerif Hüseyin’in Hicaz’da bulunan bazı Arap bedevi kabileleri ayaklandırmış, İngilizlerle iş birliği yapmıştır. İngilizler bağımsızlık vaadi ile iş birliğine çektikleri Şerif Hüseyin ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur. İngiliz ajanı T. E. Lawrence Hicaz’a gönderildi ve Şerif Hüseyin’in oğlu Emir Faysal’ın yanında İngiliz temsilcisi olarak görevlendirildi. Hicaz demiryolunun kesilmesi, Akabe’nin karadan yapılan sürpriz saldırıyla ele geçirilmesi gibi askeri başarıları vardır. İsyanın hedeflerinden biri Medine’ydi; Mekke, Cidde, Taif gibi şehirler kısa sürede düştü. Medine’nin savunması Fahrettin Paşa’ya verildi. Paşa, Medine’ye yönelik ilk saldırıları püskürttü ve 100 km’lik bir güvenlik hattı oluşturdu. Hicaz Demiryolu sürekli sabotaja uğradı; ikmal neredeyse tamamen kesildi. Buna rağmen Paşa, 2 yıl 7 ay boyunca şehri teslim etmedi. 1918 de imzalanana Mondros mütarekesi gereği şehrin teslim edilmesi gerekiyordu , buna rağmen Paşa padişah tan yazılı emir gelene kadar şehri terk etmedi, kuşatma anında da kutsal emanetleri gizlice İstanbul’a göndererek korunmasını sağladı.
  • Kurtuluş Savaşından hemen öncesinde yapılan birçok ihanet vardır. 1918 de kurulan ve ABD mandasını isteyen Türk/Wilson Prensipleri Cemiyeti, yine aynı yıl İstanbul Rum Patrikhanesinde kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti, 1919 da kurulan İngiliz Muhipler Cemiyeti örnek olarak sayılabilir. Bu cemiyetin kurucu üyeleri arasında Padişah VI. Mehmed Vahdettin, Damat Ferit Paşa (Sadrazam), Ali Kemal (Dahiliye Nazırı, gazeteci) ve Sait Molla (Cemiyetin en etkin isimlerinden) gibi isimler vardı.
  • Çerkez Ethem olayı(1920–1921): Millî Mücadele’nin başlarında düzenli ordunun henüz kurulmadığı dönemde büyük rol oynayan Kuvâ‑yi Seyyâre komutanı Çerkez Ethem Millî Mücadele’nin ilk döneminde; Anzavur isyanlarını bastırdı, Düzce, Yozgat, Konya gibi iç isyanları kontrol altına aldı, TBMM’nin otoritesini Anadolu’da tesis etmede kritik rol oynadı. Bu başarılar Ethem’e büyük bir askerî ve siyasi prestij kazandırdı. 1920 sonlarında TBMM, milis güçlerin yerine düzenli ordu kurmaya karar verdi. Ethem Kuvâ‑yi Seyyâre’nin dağıtılmasına karşı çıktı ve otoritesinin kırılacağını düşündü. Özellikle İsmet Paşa ile sert bir çatışmaya girdi. Bu noktada mesele artık askerî değil, siyasi bir güç mücadelesi hâline geldi. Ethem, düzenli orduya bağlanmayı reddetti ve Ankara ile ilişkiler tamamen gerildi. İsmet Paşa komutasındaki birlikler, Ethem kuvvetlerini kuşattı. Savaşmak yerine, Ethem ve kardeşleri Yunan hatlarına sığındı. Bu, TBMM tarafından “hainlik” olarak yorumlandı ve TBMM kararı ile Ethem ve kardeşleri hain olarak ilan edildi.
  • Şeyh Said isyanı (1925): Cumhuriyetin ilanından sadece 2 yıl sonra başlayan isyanın altında yeni rejimin merkezileşme, laiklik, askerî ve idari reformlar gibi dönüşümlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı aşiret, tarikat ve yerel güç odaklarıyla çatışması yatar. İsyan kısa sürede Genç, Palu, Lice, Ergani, Hani, Bingöl, Muş gibi geniş bir coğrafyaya yayıldı. Hem dini söylem (“şeriatın geri getirilmesi”) hem de etnik söylem (“Kürtlerin bağımsızlığı”) farklı bölgelerde farklı ağırlıklarla kullanıldı. Türkiye Cumhuriyeti bu kalkışmayı irtica ve ihanet olarak değerlendirdi ve Ordu geniş çaplı bir operasyon başlattı. 1925 isyanı çıktığında Türkiye ile İngiltere arasında Musul’un statüsü konusunda sert bir diplomatik mücadele vardı. İsyanın tam Musul görüşmeleri sırasında patlaması, Ankara’da “İngiltere’nin işi olabilir” şüphesini güçlendirdi. isyan Nisan sonuna doğru bastırıldı. Şeyh Said ve 46 arkadaşı, 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da idam edildi.
  • Menemen isyanı: 23 Aralık 1930 da Menemen’de Derviş Mehmet liderliğinde Cumhuriyet rejimine ve özellikle laiklik ilkesine karşı bir kalkışma yaşandı. Derviş Mehmet ve müritleri Menemen’de “şeriat isteriz” sloganlarıyla ortaya çıktı. Asteğmen Kubilay, olayı yatıştırmak için görevlendirildi. Silahsız ve genç bir yedek subay olan Kubilay ve yanındaki iki bekçi isyancılar tarafından vahşice öldürüldü. Olay askeri birliklerin müdahalesi ile bastırıldı. Divan-ı Harp yargılamaları yapıldı; hainler idam edildi.
  • 1926 da Ziya Hurşit ve arkadaşlarının Atatürk’e düzenledikleri fakat başaramadıkları suikast de bu ihanet zincirinin içine dahil edilebilir. Hala arkasında kimlerin olduğu tartışmaları devam ederken, Ziya Hurşit’in otel odasında yakalandığında yanında bulunan yüklü miktarda para ve Yunan adalarına kaçmak için hazırlanmış plana bakıldığında bunun da dış mihraklı ve içteki işbirlikçileri ile ortaklaşa bir hainlik olduğu anlaşılır.
  • Dersim İsyanı: Dersim bölgesi (bugünkü Tunceli ve çevresi), Osmanlı döneminde yurtluk‑ocaklık statüsüyle yarı özerk bir yapıya sahipti. Tanzimat’tan itibaren merkezileşme çabaları bölgede sık sık ayaklanmalara yol açtı. Cumhuriyet döneminde de bölge, aşiret yapısı, coğrafi zorluklar ve devlet otoritesinin sınırlı varlığı nedeniyle merkezileşme politikalarına direnç gösterdi. Koçgiri İsyanı’nın (1921) bastırılmasından sonra bölgeye sığınan silahlı gruplar, ilerleyen yıllarda Dersim’de yeni bir örgütlenme zemini oluşturdu. İsyan, 20–21 Mart 1937 gecesi Harçik Köprüsü’nün yıkılması, telefon hatlarının kesilmesi ve askeri birliğe saldırı ile başladı. Bu saldırıda bölgedeki askerlerin öldürülmesi, devlet tarafından açık bir isyan olarak değerlendirildi. İsyanın lideri, Abasan aşireti reisi Seyit Rıza idi. Ona bazı diğer aşiretler de destek verdi. Devlet, bölgenin coğrafi yapısı ve aşiretlerin silahlı direnişi nedeniyle geniş kapsamlı bir askerî harekât başlattı. 1937’de başlayan operasyonlar 1938’de daha sert bir biçimde devam etti. Harekâtın sonunda Seyit Rıza ve 6 kişi idam edildi.
    (Devam edecek…)

Tarih
Tarih

Post navigation

PREVIOUS
Zaman Bilmecesi
NEXT
İhanetin Simyası-Bölüm2

2 yorum “İhanetin Simyası- Bölüm 1”

  1. Dilek Katal dedi ki:
    13 Şubat 2026, 21:48

    Heyecen ve merak uyandıran bir yazı olmuş. Özellikle de siyasi tarih ve insan temasından olaya bakınca. Sabırsızlıkla devamını bekliyor olacağım. Kalemine sağlık.

    Yanıtla
  2. Nedim dedi ki:
    13 Şubat 2026, 21:49

    Teşekkür ederim

    Yanıtla

Dilek Katal için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yayınlanan Yazılar

  • İhanetin Simyası-Bölüm2
  • İhanetin Simyası- Bölüm 1
  • Zaman Bilmecesi
  • Kolonizasyon
  • Etkileme Operasyonu – Üçüncü bölüm

Yapılan Yorumlar

  1. Nedim - İhanetin Simyası-Bölüm2
  2. Nedim KATAL - İhanetin Simyası-Bölüm2
  3. Fatma Nilgün Katal - İhanetin Simyası-Bölüm2
  4. Canan Katal - İhanetin Simyası-Bölüm2
  5. adminkatal - İhanetin Simyası-Bölüm2

Arşiv

  • Şubat 2026
  • Eylül 2025
  • Ocak 2025
  • Ekim 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024

Kategoriler

  • Kişisel Gelişim
  • Siber Güvenlik
  • Tarih
  • Yapay Zeka
© 2026   kahraman nedim katal